
Günümüzdeki çaylıkların..
çoğu çocukluğumuzda mısır tarlası idi. Bahar gelince tarlalar bellenir, tohumlar ekilir, ot kazılır ve mısırın büyümesi beklenirdi. Mısır tarlaları arasında salatalıklar ekilir ve biz de kimin tarlasında iyi salatalık var diye takibeder, salatalık aşırmaya topluca giderdik. Yiyebildiğimizi yer, yiyemediklerimizi de taşla ezerdik. Mısırlar olgunlaştığında da mecilerle ya da sırayla mısırlar toplanır, evlere taşınırdı.
Taşınan mısırlar da akşamları yine mecilerle soyulurdu. Bu sırada çeşitli oyunlar oynanır, türküler söylenir fıkralar anlatılırdı. Soyulan mısırlar çötenlere konulur, kurumaya bırakılırdı. Ya da bir kısmı fırınlarda kurutulur, fırın darısı yapılırdı. Çötendeki mısırlar da kışın sopalarla dövülür, çuvallara konulurdu. Ya da darı ambarına konulurdu.
Bizim evin girişinde sol tarafta un ambarı, darı ambarı ve pekmez küpü ile turşu küpü bulunurdu. Benim hoşuma giden de darı ambarından darı almaktı. Un ambarındaki un bitince, darı ambarından darı alınır, taşıyabileceğimiz kadarı torbaya doldurulurdu. Sonra ver elini değirmen. Biz çoğunlukla topaluğun değirmenine giderdik. Yakın olduğu için. Ayrıca değirmende Yusubun Hasan Dayı olurdu. Şakaları ve sohbeti için Hasan Dayı’nın yanına giderdik. Değirmenin çalışmasını, çarkın dönmesini ve taşı nasıl döndürdüğünü anlatırdı Hasan Dayı. Birlikte unu öğütür, gebiççi payını bıraktıktan sonra evin yolunu tutardık.
Birdahaki sefere kadar. Bazen de Hacı Hafızın değirmenine giderdik, ama bize uzaktı. Zorunlu olursa giderdik. Hatta mağara değirmenine bile gittiğimiz olurdu. Birçoğuna giderken yanımda bazen Muharrem de olurdu. Ne de olsa yaşıtım oydu ve en yakınımızdı.
Yapılan işlerin bazıları meci usulü ile yapıldığından, şakaları ve hareketleri hoşumuza giderdi. Bazen meci yemekli olurdu ve bizim de hoşumuza giderdi.
Bugün mısır tarlaları ekilmez oldu. Yerine çay, fındık ya da yeni moda kivi görmeye alıştık. Böylece geleneklerimiz de değişmeye başladı. Nerede o yarış halinde ekin ekmeler. Nerede İbrahim Abinin (İpek) kavalı. Nerede eski tarlalar. Kavalcıyı bulsak bile ekin ekecek tarla nerede? Tarlayı bulsak ta ekinciler nerede. Hadi bulduk diyelim kim seyredecek ekincileri? Sevgili köyüm. Senin bağrını çokça deldik kazmayla. Ama bu kazma darbeleri beynimizde kaldı. Kayboldu tarlalar. Çaya ve kiviye teslim olduk.
Artık istesek te yakalayamayız o günleri. |