Bu günü yorumladınız mı ?
 

HOŞ GELDİNİZ...

 anasayfaanılaryorummüzikTVönerdiklerimgüzelsözlerlinkleriletişim

   


Merhaba...

Siteme geldiğiniz için sevindim...

Farklı zamanlarda kalem oynatmışsınızdır. İşte ben de yazdıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yeni yazılarda buluşmak dileği ile...

                 Mustafa SAĞLAM

         

           EĞİTİM

            Eğitim, eğitim, eğitim.
            Beşikten mezara değil, anne karnından mezara kadar eğitim.             

            Hem de her zaman  ve her yerde.

            Bir öğretmen olarak ise, eğitirken de öğrenmek, öğretirken de öğrenmek. Öğretmen olmanın çağdaş bir yanı bu. Yeni kuşağa öğretmen olabilmenin yolu; yenilenmek.  

            Bu güzel duyguyu yaşamak ve yaşatmak. Yaşarken de değişmek, gelişmek. Değişmeyen, değişimin kendisidir. İnsan da eğitim ve öğretimle değişerek gelişir.

            Bu kıvancın  aslan payı ise eğitimcilerindir. Dünyaya yeniden gelsem yine öğretmen olurdum. Bu mesleğe bu denli saygı ve sevgi besliyorum.

            Bu güzelliği ve saygıyı  yaşadığıma mutluyum.

            Mesleğe başlamadan anı defterime yazdığım bir şiiri öğretmene benzetirim ( yazarını yazmamışım ). Sizlerle paylaşıyorum...AĞAÇ...aşağıda...

 

             EĞİTİM 2

            Bu tek sözcük büyük bir gizi bünyesinde barındırmaktadır. Bu gizi çözebilende eğitim sorumluluğunun bilincine ulaşmış  demektir.

             Eğitim bir hayat oyunudur. Bu oyunda rolünü iyi yapan ve rolündeki gizi kavrayan kişi gerçek hayatta da başarılı olur. Yani eğitim hayatın parçası ve hayatın içindedir.
       Bu nedenledir ki ilköğretimde öğretimden önce eğitim gelir.

             Oyun nasıl oynanır? Oyunun kuralları nedir? Bu kuralları kim belirler? Bu soruların yanıtı öğrencilerdedir. Oyunu oynarken kuralını da kendisi koymalıdır. Benimsenen davranışlar geçerlik kazanırken benimsenmeyenler de terk edilir. Böylece oyunun kuralları  kendiliğinden belirlenmiş olur. Demokrasinin gelişimi, tahammül ve birlikte yaşama sanatının temelleri atılır. Yani sınıf demokrasisi toplumdan soyutlanamaz.

             Öğrenci de bu kuralları kendi kişiliği ile bütünleştirerek kendisi olmaya çalışır. Okul ve çevresi bu oluşuma yardımcı olur. Eğitimin gizi budur. Kendileşemeyen öğrenci her şeye tavır alır ve başkası olmaya karşı durur. Kendisi olmaya izin verilmeyen birey de ne olduğu belli olmayan, kendine ve çevresine yabanıl olmaya başlar.

             Eğitimdeki en büyük sorun da böylece ortaya çıkar. Başarısızlık, geçimsizlik, saldırı ve şiddet.

             Günümüzde tartışılan ve sıkça karşılaşılan şiddetin temel kaynağı budur. Bunun üzerine eklenen diğer etkenleri düşünürseniz  varın gerisini hesaplamayın.

             Yetişkinler, kimsenin öğüt ve önerilerini kabul etmez. Yanlış veya doğru kendi bildiğini yapar. Durum böyle iken en çok değer verdiğimiz  çocuklarımızın kendisi olmaya neden izin vermeyiz.

              Bunun yolu da demokratik, eşitlikçi  ve özgür eğitimden geçer.

    AĞAÇ

    İlk yaprakları yeşeriyordu ağacın
    Tomurcuk, tomurcuk, tek tek
   "Alayım mı onları elinden?" dedi
    Kırağı sürünerek
    Saçtan-tırnağa titreyip  ağaç
    "Hayır" dedi yalvararak
    "Çiçek açıncaya kadar
    Onları rahat bırak."

     Tomurcuklandı çiçekleri ağacın
     Ötüştü bütün kuşlar.
     "Alayım mı onları elinden?" dedi
     Esintiyle rüzgar.
     "Hayır" dedi sallanırken ağaç
     Titremeden yaprak yaprak
     "Meyve verinceye kadar
     Onları rahat bırak."

     Yaz ortası sıcağında
     Ağaç meyvesini verdi
     Çocuk dedi "Toplayabilir miyim
     Artık yemişlerini."
     Eğerken yüklü dallarını ağaç
     "Tabii" dedi " Toplayabilirsin
     Al hepsini, hepsi senin için."

 

|  anasayfa  |  anılar  |  yorum  |  müzik  |  tv  |  önerdiklerim  |  güzelsözler  |  linkler  |  iletişim  |